raltar
Super Moderator
Nahçıvan’ın Rus İdaresine Girişi
Gürcistan’ı ele geçirdikten sonra Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya’ya tamamen hakim olmak isteyen Ruslar, daha 1827-28’de İran’la yapılan savaşdan önce, Azeri Nahçıvan ve Revan hanlıkları dışındaki bütün Kuzey Azerbaycan’ı ele geçirmişlerdi. Bu hedefleri doğrultusunda, Rus-Iran Savaşı’nın başlarında Ruslar, Revan ve Nahçıvan’a hücum etmişlerdi. Rusya’nın Kafkas Orduları Başkomutanı General Paskieviç, Tebriz’e 72 km uzaklıkta stratejik önemi çok büyük olan Nahçıvan Hanlığı’nı işgale yönelmişti. Zira, bu sayede, Abbas Mirza’nın başkentini tehdid edecek ve kuşatma altında tutulan Revan’a gönderilecek her türlü yardımı engelliyecekti. Ruslar, fazla zorlanmadan Nahçıvan şehrini 26 Haziran 1827’de ele geçirmişlerdi. Hanlığa tamamen hakim olmak isteyen Ruslar, Fransız askerî mühendisleri tarafından yapılan ve Aras bölgesini kontrol altında bulunduran Abbas Abad kalesine karşı hücuma başlamışlardı. Abbas Mirza’nın yardıma gelmesine rağmen, Cevanbulak’daki savaşı Ruslar kazanmış ve Abbas Abad Kalesi 7 Temmuz’de teslim olmuştu. Böylece, Nahçıvan Hanlığı sona ermiş ve Nahçıvan bir Rus eyaleti haline getirilmişti.
1828-29 Osmanlı-Rus Harbi sonunda, mağlup olarak, Ruslarla andlaşma masasına oturan Osmanlı Devleti’ne de, 1829 Edirne Andlaşması ile Azeri Nahçıvan Hanlığı’nın artık Rusya topraklarına dahil olduğu kabul ettirilmişti.
Nahçivan’ın Kurtarılması İçin Osmanlılar Tarafından Yapılan Çalışmalar
İttihad ve Terakki daha iktidara gelmeden Kafkas müslümanları ile ilgilenmeye, onların esaretten kurtulmasına yardımcı olmaya çalışmıştı. Osmanlı Devleti’nde iktidarı ellerine aldıktan sonra da, ittihatçılar aynı istikamette çalışarak, Kafkasya müslümanlarıyla doğrudan sınırdaş olmak hususunda gayret göstermişlerdi. 1917 Bolşevik îhtilâli’nden sonra, imzalanan Erzincan Mütarekesi (18 Aralık 1917) ile, Ruslar Doğu Anadolu’dan çekilmeye başlamışlardı. Ancak, Rus ordusunun çekilirken işgali altındaki bazı araziyi Ermeni ve Gürcülere teslim edecekleri belli olmuştu. Zira 1917 İhtilâli sonrasında, Rus ordusunun dağılmaya başlaması üzerine, Gürcü ve Ermenilerden müteşekkil millî kuvvetler oluşturulmaya başlanmıştı. Bunun neticesi olarak, 1918 yılı başlarında, Ermenilerin tam teşkilâtlı bir kolordusu ve iki tümeni ile üç gönüllü tugayı, bir süvari tugayı ve bir kaç milis tugayı kurulmuştu. Ermeniler, Revan merkez olmak üzere Erzurum, Kars, Van, Bitlis, Muş, Nahçıvan, Zengizor’u içine alan bölgede bir Ermeni devleti kurmak için kendi birliklerini teşkil etmeye yönelmişlerdi.Kafkas müslümanları, Ermeni komitelerinin bölgede müslümanlara karşı taarruz ve tehditlerinden dolayı Osmanlı ordusunun ilerlemesini ve kendilerini kurtarmasını bekliyorlardı. Bu arada, devam eden Brest-Litovsk müzakerelerinde de bir netice alınamıyordu. Ayrıca, Rus ordusunun fiilen dağılması durumunda bölgede bir kargaşa meydana gelebilirdi. Bu tarz muhtemel gelişmelere karşı, Osmanlı Ordusu’nda bazı düzenlemeler yapıldı. Ferik Vehip Paşa komutasındaki 3. Ordu yeniden düzenlendi. Buna göre, 4. Kolordu Mirliva Ali İhsan Paşa (Sabis)’ya, 1. Kafkas Kolordusu Albay Kâzım Karabekir’e, 2. Kafkas Kolordusu da Mirliva Yakup Şevki Paşa’ya verildi. Yapılan harekât sonucunda Erzincan, Trabzon, Erzurum, Batum işgalden kurtarıldı. Kâzım Karabekir, 25 Nisan 1918’e kadar Ermeni kuvvetlerinin Kars’ı boşaltmasını istedi. Sonuçta, bu isteği yerine getirerek, Kars 25 Nisan’da, Osmanlı kuvvetlerine teslim edildi. Osmanlı hükümetinin hedefi, 1877 yılı öncesindeki bölgeye hakim olmak ve hudutları bu şekilde çizmek idi. Bu görev 3. Ordu’ya verilmişti. Bu sınır dışındaki harekatlar ancak bir tecavüz karşısında yapılacaktı.
Ermenilerin zulmü altında yok olmaya mahkûm olan Türkleri kurtarmak için, 3. Ordu Komutanlığı, 15 Mayıs 1918’de, Arpaçay’ın doğusuna geçmeyi, Gümrü’yü bir an önce ele geçirmeyi emretti. Bu arada, Rumiye gölünün batısı ile Nahçıvan’ın güneyine yerleşen Ermeniler, İngiliz ve Amerikalılardan da yardım görüyorlardı. 4. Kolordu, Dilman Hoy-Maku’da toplanarak Rumiye gölünün batısından; 1. Kafkas Kolordusu da, Culfa’nın kuzeyinden harekete geçerek, Ermenileri bu bölgeden çıkardılar. Böylece Aras nehrinin güneyi Ermenilerden temizlenmiş oldu.
14 Temmuz 1918’de, 4. Kolordu Komutanlığı, Ermeni komutanı Antranik’in Nahçıvan’a gelerek taarruz hazırlıkları yaptığı ve bölgedeki İslâm köylerinde toplu katliamlara giriştiği bildirildi. 4. Kolordu’nun görevi olan Nahçıvan’ın ele geçirilmesi, 3. Ordu Komutanlığı tarafından 11. Kafkas tümenine verildi. Nahçıvan, 3000 kadar piyade, 500-600 kadar Ermeni süvarisinin işgali altında idi. 19 Temmuz 1918’de Osmanlı 11. Kafkas Tümeni ile 12. Piyade Tümeninin Culfa’daki takviyeli 35. Piyade alayı Nahçıvan’a doğru harekete geçti. Türk kuvvetleri 20 Temmuz 1918’de Nahçıvan’a girdi. Antranik’in emrinde Ermeni kuvvetleri doğuya doğru çekildiler. Böylece, Nahçıvan Ermeni işgal ve zulmünden kurtarılmış oldu. Bundan sonra, Kâzım Karabekir Paşa, Ağustos 1918’de, karagahını Nahçıvan’a taşıdı. Özellikle Ermenilerin Nahçıvan’a sarkmamaları için gerekli tedbirleri aldı.
Gürcistan’ı ele geçirdikten sonra Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya’ya tamamen hakim olmak isteyen Ruslar, daha 1827-28’de İran’la yapılan savaşdan önce, Azeri Nahçıvan ve Revan hanlıkları dışındaki bütün Kuzey Azerbaycan’ı ele geçirmişlerdi. Bu hedefleri doğrultusunda, Rus-Iran Savaşı’nın başlarında Ruslar, Revan ve Nahçıvan’a hücum etmişlerdi. Rusya’nın Kafkas Orduları Başkomutanı General Paskieviç, Tebriz’e 72 km uzaklıkta stratejik önemi çok büyük olan Nahçıvan Hanlığı’nı işgale yönelmişti. Zira, bu sayede, Abbas Mirza’nın başkentini tehdid edecek ve kuşatma altında tutulan Revan’a gönderilecek her türlü yardımı engelliyecekti. Ruslar, fazla zorlanmadan Nahçıvan şehrini 26 Haziran 1827’de ele geçirmişlerdi. Hanlığa tamamen hakim olmak isteyen Ruslar, Fransız askerî mühendisleri tarafından yapılan ve Aras bölgesini kontrol altında bulunduran Abbas Abad kalesine karşı hücuma başlamışlardı. Abbas Mirza’nın yardıma gelmesine rağmen, Cevanbulak’daki savaşı Ruslar kazanmış ve Abbas Abad Kalesi 7 Temmuz’de teslim olmuştu. Böylece, Nahçıvan Hanlığı sona ermiş ve Nahçıvan bir Rus eyaleti haline getirilmişti.
1828-29 Osmanlı-Rus Harbi sonunda, mağlup olarak, Ruslarla andlaşma masasına oturan Osmanlı Devleti’ne de, 1829 Edirne Andlaşması ile Azeri Nahçıvan Hanlığı’nın artık Rusya topraklarına dahil olduğu kabul ettirilmişti.
Nahçivan’ın Kurtarılması İçin Osmanlılar Tarafından Yapılan Çalışmalar
İttihad ve Terakki daha iktidara gelmeden Kafkas müslümanları ile ilgilenmeye, onların esaretten kurtulmasına yardımcı olmaya çalışmıştı. Osmanlı Devleti’nde iktidarı ellerine aldıktan sonra da, ittihatçılar aynı istikamette çalışarak, Kafkasya müslümanlarıyla doğrudan sınırdaş olmak hususunda gayret göstermişlerdi. 1917 Bolşevik îhtilâli’nden sonra, imzalanan Erzincan Mütarekesi (18 Aralık 1917) ile, Ruslar Doğu Anadolu’dan çekilmeye başlamışlardı. Ancak, Rus ordusunun çekilirken işgali altındaki bazı araziyi Ermeni ve Gürcülere teslim edecekleri belli olmuştu. Zira 1917 İhtilâli sonrasında, Rus ordusunun dağılmaya başlaması üzerine, Gürcü ve Ermenilerden müteşekkil millî kuvvetler oluşturulmaya başlanmıştı. Bunun neticesi olarak, 1918 yılı başlarında, Ermenilerin tam teşkilâtlı bir kolordusu ve iki tümeni ile üç gönüllü tugayı, bir süvari tugayı ve bir kaç milis tugayı kurulmuştu. Ermeniler, Revan merkez olmak üzere Erzurum, Kars, Van, Bitlis, Muş, Nahçıvan, Zengizor’u içine alan bölgede bir Ermeni devleti kurmak için kendi birliklerini teşkil etmeye yönelmişlerdi.Kafkas müslümanları, Ermeni komitelerinin bölgede müslümanlara karşı taarruz ve tehditlerinden dolayı Osmanlı ordusunun ilerlemesini ve kendilerini kurtarmasını bekliyorlardı. Bu arada, devam eden Brest-Litovsk müzakerelerinde de bir netice alınamıyordu. Ayrıca, Rus ordusunun fiilen dağılması durumunda bölgede bir kargaşa meydana gelebilirdi. Bu tarz muhtemel gelişmelere karşı, Osmanlı Ordusu’nda bazı düzenlemeler yapıldı. Ferik Vehip Paşa komutasındaki 3. Ordu yeniden düzenlendi. Buna göre, 4. Kolordu Mirliva Ali İhsan Paşa (Sabis)’ya, 1. Kafkas Kolordusu Albay Kâzım Karabekir’e, 2. Kafkas Kolordusu da Mirliva Yakup Şevki Paşa’ya verildi. Yapılan harekât sonucunda Erzincan, Trabzon, Erzurum, Batum işgalden kurtarıldı. Kâzım Karabekir, 25 Nisan 1918’e kadar Ermeni kuvvetlerinin Kars’ı boşaltmasını istedi. Sonuçta, bu isteği yerine getirerek, Kars 25 Nisan’da, Osmanlı kuvvetlerine teslim edildi. Osmanlı hükümetinin hedefi, 1877 yılı öncesindeki bölgeye hakim olmak ve hudutları bu şekilde çizmek idi. Bu görev 3. Ordu’ya verilmişti. Bu sınır dışındaki harekatlar ancak bir tecavüz karşısında yapılacaktı.
Ermenilerin zulmü altında yok olmaya mahkûm olan Türkleri kurtarmak için, 3. Ordu Komutanlığı, 15 Mayıs 1918’de, Arpaçay’ın doğusuna geçmeyi, Gümrü’yü bir an önce ele geçirmeyi emretti. Bu arada, Rumiye gölünün batısı ile Nahçıvan’ın güneyine yerleşen Ermeniler, İngiliz ve Amerikalılardan da yardım görüyorlardı. 4. Kolordu, Dilman Hoy-Maku’da toplanarak Rumiye gölünün batısından; 1. Kafkas Kolordusu da, Culfa’nın kuzeyinden harekete geçerek, Ermenileri bu bölgeden çıkardılar. Böylece Aras nehrinin güneyi Ermenilerden temizlenmiş oldu.
14 Temmuz 1918’de, 4. Kolordu Komutanlığı, Ermeni komutanı Antranik’in Nahçıvan’a gelerek taarruz hazırlıkları yaptığı ve bölgedeki İslâm köylerinde toplu katliamlara giriştiği bildirildi. 4. Kolordu’nun görevi olan Nahçıvan’ın ele geçirilmesi, 3. Ordu Komutanlığı tarafından 11. Kafkas tümenine verildi. Nahçıvan, 3000 kadar piyade, 500-600 kadar Ermeni süvarisinin işgali altında idi. 19 Temmuz 1918’de Osmanlı 11. Kafkas Tümeni ile 12. Piyade Tümeninin Culfa’daki takviyeli 35. Piyade alayı Nahçıvan’a doğru harekete geçti. Türk kuvvetleri 20 Temmuz 1918’de Nahçıvan’a girdi. Antranik’in emrinde Ermeni kuvvetleri doğuya doğru çekildiler. Böylece, Nahçıvan Ermeni işgal ve zulmünden kurtarılmış oldu. Bundan sonra, Kâzım Karabekir Paşa, Ağustos 1918’de, karagahını Nahçıvan’a taşıdı. Özellikle Ermenilerin Nahçıvan’a sarkmamaları için gerekli tedbirleri aldı.