GÜL CAMİİ (Haliç kıyısında-Ayakapı semtinde) Araştırma: Nusret Karaca

nusretk Çevrimdışı

nusretk

Member
Haliç’in Sessiz Tanıklarından: GÜL CAMİİ
Araştırma: Nusret Karaca

İstanbul’un Fatih ilçesinde, Haliç kıyısındaki Ayakapı semtinde yükselen Gül Camii, şehrin Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan kültürel sürekliliğinin en zarif ve gizemli örneklerinden biridir. Yaklaşık 10. veya 11. yüzyılda inşa edilen bu yapı, asırlar boyu hem manevi hem de mimari bir köprü görevi görmüştür.
Yapının asıl isminin Bizans döneminde Agia (Azize) Theodosia Kilisesi olduğu kabul edilir. Kilisenin ismi, dramatik bir direniş hikâyesine dayanır:
736-842 yılları arasında yaşanan "tasvir kırıcılık" akımı sırasında, Büyük Saray’ın (Khalke Kapısı) girişindeki İsa ikonasının indirilmesine karşı çıkan Theodosia isimli bir kadın öldürülür.
Daha sonra azize ilan edilen Theodosia’nın kutsal kalıntıları bu kiliseye nakledilmiştir. Bizans’tan Osmanlı’ya
Gül Camii, mimari özellikleriyle her iki medeniyetin imzasını taşır.
Yapı, Bizans mimarisinin karakteristik "Kapalı Yunan Haçı" planına sahiptir.
Boyutlar ve Malzeme: 26 metre yüksekliğinde ve 20 metre genişliğindeki yapıda, dış cephedeki kırmızı tuğla işçiliği yapıya özgün rengini ve karakterini verir.
1453’te İstanbul’un fethinden sonra bir süre depo olarak kullanılan yapı, II. Selim döneminde (bazı kaynaklara göre fetihten hemen sonra) camiye dönüştürülmüştür. Bu süreçte eklenen minaresi, iç mekândaki kalem işleri ve hünkar mahfili, yapıyı Osmanlı estetiğiyle harmanlamıştır.
Yapının ismine dair en yaygın rivayet, İstanbul’un fethiyle doğrudan ilişkilidir:
29 Mayıs fethin gerçekleştiği gün, aynı zamanda Azize Theodosia’nın yortusudur. Kuşatma sürerken halkın kiliseyi azizeye şükran sunmak için binlerce gülle donattığı; şehre giren Osmanlı askerlerinin yapıyı bu çiçekler içinde görünce ona "Gül Camii" adını verdiği anlatılır.
Caminin güneydoğu payesinde, yerden yüksekte yer alan gizemli bir türbe, araştırmacıların ilgisini çekmeye devam etmektedir:
Mezarın bir evliya olan Gül Baba’ya ait olduğu kabul edilir.
Tarihsel Tartışmalar: Mezarın kıbleye tam bakmaması, buranın Bizans döneminden kalma bir mezar odası veya son Bizans İmparatoru XI. Konstantinos’un sembolik kabri olabileceğine dair teorileri güçlendirmektedir.

Kaynakça: Nusret Karaca (Haliç Gezi Notları), TDV İslam Ansiklopedisi, İBB Kültür AŞ Yayınları, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Notları, Eyüp Lisesi Sanat Tarihi Dersleri.
 
Geri
Üst