nusretk
Member
Pierre Loti ve Aziyade Hakkında Kısaca
(Haliç Yazılarımdan Seçkiler)
(Nusret Karaca)
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde Haliç'e nazır bir tepedir "Pierre Loti Tepesi". Eyüp Lisesi günlerimizde arkadaşlarla sıkça uğradığımız tarihi kahvehane de bu tepede yer alır. Eyüp Lisesi, Tarihi Reşadiye Numune Mektebi binasından yeni okul binasına geçiş yaptıktan sonra hemen her öğle arası hızlı yokuş tırmanışlarımızla soluğu orada alırdık. Öğretmenliğe başladıktan sonra ise öğrencilerimi de ara sıra buraya getirir panoramik bir manzara karşısında çaylarımızı içerdik. Mezun öğrencilerimizle ve öğretmen arkadaşlarımızla zaman zaman burada bir araya geldiğimiz oluyor. Bu tepedeki kahvehaneye adını veren Pierre Loti ile Aziyade hakkında benim Eyüp Lisesi tarih derslerinde, panel söyleşilerde, tarih sohbetlerinde, Pierre Loti Kahvehanesi bilgilendirme-tanıtım broşürlerinde yazdıklarımdan öğrendiklerim ve sakladıklarım içinden kısa bir özet.
Pierre Loti (1850-1923):
Asıl adı Louis Marie Julien Viaud olan Loti, deniz subayı olduğu için meslek hayatı boyunca birçok yabancı ülkeyi yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Bu ülkeler arasında kendisini en çok çeken Türkiye'dir. Öylesine ki; "Türkiye ikinci vatanım." diye haykırmıştır. Pierre Loti isminin kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin adıdır. Genç yaşta Fransız Deniz Kuvvetleri'ne katılan bu Fransız subay/yazar çok kez İstanbul'da bulunur. 1879'da aşık olduğu kişi adına "AZİYADE" adlı romanı yayınlar. Bu eser o zamanın yaşamından izler taşır. 1920 yılında şehrin fahri hemşehrisi ilan edilir. En çok gittiği yer Haliç'teki Eyüp sırtları ve oradaki kahvehane olmuştur. Loti'nin bu Türkiye aşkını, gençliğinde Türkiye'ye ilk gelişi sırasında (1876-1877) Aziyade ile yaşadığı bir gönül serüvenine indirgeme eğilimi vardır. Julien Viaud, İstanbul'dan döndükten sonra bu şehirde yaşadıklarını kitaba dökmeyi düşünür. Düzenli bir şekilde tuttuğu günlüğü; ortaya bir roman çıkarmasına yardım edecektir. Nitekim öyle de olmuştur, ama onun bu ilk romanı “Aziyade” neredeyse hiç ilgi uyandırmaz. Kuşkusuz Aziyade'ye olan aşkı, onun Türk dünyasına girmesine neden olmuştur. Türklere duyduğu bağlılık ve saygının daha çok kişisel nedenlere bağlı olduğunu açıklamıştır. Bu nedenleri ise yapıtlarında dağınık bir şekilde buluruz. Aziyade'ye gelince, sevgilisinin gitmesinden bir süre sonra ölür. On yıl sonra (1887) Loti ikinci kez Türkiye'ye gelir. Bu daha çok; korktuğu şeyden emin olmak içindir; Aziyade'nin ölümü. Yaptığı araştırmalar Topkapı Mezarlığı'nda noktalanır. Bundan böyle Loti Türkiye'ye her gelişinde o mezarlığı ziyaret edecektir. Pierre Loti Türkiye'de bulunduğu sıralar bir Türk gibi giyinirdi; başında fes, elinde tespih; halkın arasına karışmaktan, İstanbul'un birbirinin içine geçmiş olan sokaklarında dolaşmaktan, kahvehanelerinde oturarak nargile tüttürüp Türk kahvesi içmekten hoşlanırdı. Fatih ya da Yavuz Selim camileri civarları yeğlediği yerlerdi ama onu en çok çeken Eyüp'tü kuşkusuz. Haliç sırtlarındaki bu kahveye sık sık uğruyor, görkemli manzaraya dalıp gidiyor, buradaki dinginliğin tadına varıyordu. Nasıl oldu, ne zaman olduğu tam bilinmiyor ama, o zamandan beri burası Pierre Loti kahvehanesi diye anılır. Pierre Loti kahvehanesi ve az yukarsında Aziyade oldukça ziyaret edilen panoramik mekanlardır.
Aziyade:
İlk kez 1876 yılında görevli bir subay olarak Türkiye'ye gelen Pierre Loti'nin burada Türk bir kişinin hareminde bulunduğu sırada, aşık olduğu ve genç yaşta yaşamını yitirerek Topkapı Mezarlığı'na defnedilen Çerkes kızıdır. İşte o aşkı anlatan bir romandır "AZİYADE". Pierre-Loti ile Aziyade'nin eski adı "RABİA HATUN" olduğu kahvehanede gizlice buluştukları söylenir.
(Haliç Yazılarımdan Seçkiler)
(Nusret Karaca)
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde Haliç'e nazır bir tepedir "Pierre Loti Tepesi". Eyüp Lisesi günlerimizde arkadaşlarla sıkça uğradığımız tarihi kahvehane de bu tepede yer alır. Eyüp Lisesi, Tarihi Reşadiye Numune Mektebi binasından yeni okul binasına geçiş yaptıktan sonra hemen her öğle arası hızlı yokuş tırmanışlarımızla soluğu orada alırdık. Öğretmenliğe başladıktan sonra ise öğrencilerimi de ara sıra buraya getirir panoramik bir manzara karşısında çaylarımızı içerdik. Mezun öğrencilerimizle ve öğretmen arkadaşlarımızla zaman zaman burada bir araya geldiğimiz oluyor. Bu tepedeki kahvehaneye adını veren Pierre Loti ile Aziyade hakkında benim Eyüp Lisesi tarih derslerinde, panel söyleşilerde, tarih sohbetlerinde, Pierre Loti Kahvehanesi bilgilendirme-tanıtım broşürlerinde yazdıklarımdan öğrendiklerim ve sakladıklarım içinden kısa bir özet.
Pierre Loti (1850-1923):
Asıl adı Louis Marie Julien Viaud olan Loti, deniz subayı olduğu için meslek hayatı boyunca birçok yabancı ülkeyi yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Bu ülkeler arasında kendisini en çok çeken Türkiye'dir. Öylesine ki; "Türkiye ikinci vatanım." diye haykırmıştır. Pierre Loti isminin kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin adıdır. Genç yaşta Fransız Deniz Kuvvetleri'ne katılan bu Fransız subay/yazar çok kez İstanbul'da bulunur. 1879'da aşık olduğu kişi adına "AZİYADE" adlı romanı yayınlar. Bu eser o zamanın yaşamından izler taşır. 1920 yılında şehrin fahri hemşehrisi ilan edilir. En çok gittiği yer Haliç'teki Eyüp sırtları ve oradaki kahvehane olmuştur. Loti'nin bu Türkiye aşkını, gençliğinde Türkiye'ye ilk gelişi sırasında (1876-1877) Aziyade ile yaşadığı bir gönül serüvenine indirgeme eğilimi vardır. Julien Viaud, İstanbul'dan döndükten sonra bu şehirde yaşadıklarını kitaba dökmeyi düşünür. Düzenli bir şekilde tuttuğu günlüğü; ortaya bir roman çıkarmasına yardım edecektir. Nitekim öyle de olmuştur, ama onun bu ilk romanı “Aziyade” neredeyse hiç ilgi uyandırmaz. Kuşkusuz Aziyade'ye olan aşkı, onun Türk dünyasına girmesine neden olmuştur. Türklere duyduğu bağlılık ve saygının daha çok kişisel nedenlere bağlı olduğunu açıklamıştır. Bu nedenleri ise yapıtlarında dağınık bir şekilde buluruz. Aziyade'ye gelince, sevgilisinin gitmesinden bir süre sonra ölür. On yıl sonra (1887) Loti ikinci kez Türkiye'ye gelir. Bu daha çok; korktuğu şeyden emin olmak içindir; Aziyade'nin ölümü. Yaptığı araştırmalar Topkapı Mezarlığı'nda noktalanır. Bundan böyle Loti Türkiye'ye her gelişinde o mezarlığı ziyaret edecektir. Pierre Loti Türkiye'de bulunduğu sıralar bir Türk gibi giyinirdi; başında fes, elinde tespih; halkın arasına karışmaktan, İstanbul'un birbirinin içine geçmiş olan sokaklarında dolaşmaktan, kahvehanelerinde oturarak nargile tüttürüp Türk kahvesi içmekten hoşlanırdı. Fatih ya da Yavuz Selim camileri civarları yeğlediği yerlerdi ama onu en çok çeken Eyüp'tü kuşkusuz. Haliç sırtlarındaki bu kahveye sık sık uğruyor, görkemli manzaraya dalıp gidiyor, buradaki dinginliğin tadına varıyordu. Nasıl oldu, ne zaman olduğu tam bilinmiyor ama, o zamandan beri burası Pierre Loti kahvehanesi diye anılır. Pierre Loti kahvehanesi ve az yukarsında Aziyade oldukça ziyaret edilen panoramik mekanlardır.
Aziyade:
İlk kez 1876 yılında görevli bir subay olarak Türkiye'ye gelen Pierre Loti'nin burada Türk bir kişinin hareminde bulunduğu sırada, aşık olduğu ve genç yaşta yaşamını yitirerek Topkapı Mezarlığı'na defnedilen Çerkes kızıdır. İşte o aşkı anlatan bir romandır "AZİYADE". Pierre-Loti ile Aziyade'nin eski adı "RABİA HATUN" olduğu kahvehanede gizlice buluştukları söylenir.